“Gerisi Hikâye” Röportajı / Interview with Gerisi Hikâye Team

orkide-unsur-ve-ekip-cropped

Gerisi Hikâye Ekibi & Orkide Ünsür

Gerisi Hikâye ekibi; kendilerini, çalışmalarını ve kalemlerini çok sevdiğim Demokan Atasoy, Galip Dursun ve Işın Beril Tetik’ten oluşuyor. İnternet üzerinden ücretsiz olarak sunulan bir podcast (yayın serisi) olan Gerisi Hikâye’nin ikinci yaşını kutlamak amacıyla Kadıköy Muhit’te düzenledikleri partiyi elbette kaçırmadım; sadece hayranları için değil, onlarla henüz tanışma fırsatını bulamamış dinleyiciler ve okuyucular için de özel bir röportaj yaptım. Buyurun başlıyoruz:

 

– Merhaba arkadaşlar, nice yıllar dileyerek başlamak istiyorum sohbetimize. Sizlerle tanışmama, her ayın ilk cuma günü düzenlenen Freyja toplantılarına katılmama da vesile olan Gerisi Hikâye (bu isme bayılıyorum 😉 ) serisi nasıl ortaya çıktı, neyi amaçladınız? Biraz bunlardan bahsedelim öncelikle.

galip-dursun

Galip Dursun

G: Gerisi Hikâye, Demokan’ın zaten her buluştuğumuzda yaptığımız sohbeti daha rafine ve kaynakçasıyla, araştırmasıyla, sunumuyla eksiksiz bir podcast / yayın olarak kurgulaması ile ortaya çıktı. Biz daha evvelden de birlikte çalışmış, korku konusunda epey bir mesaisi olan bir ekipten geliyoruz. Araştırma yapmak, kafa yormak ve yorumumuzu katmak hep yaptığımız şeydi. Konularımızı tespit edip test kaydımızı yaptık ve hemen işe koyulduk. Daha derli toplu ve özellikle de türe meraklı insanları besleyecek bir yayın yapmak istiyorduk. Ancak zaman içinde korku sevmediği hâlde bizleri dinleyen takipçilerimiz de oldu. Bugün 80 küsur bölüm yayınlamış ve belki de ülkedeki tek edebiyat / kültür ar-ge grubuna dönüşmüş durumdayız.

B: Uzun süredir beraberiz ve en başından beri enteresan bir uyumumuz var. Birlikte çalışmaya ve projeler çıkarmaya da alışkınız. Bundan dolayı da ne zaman bir araya gelsek beyin fırtınası yapıp, herhangi bir konu üzerine saatlerce konuşup tartışmayı fark etmeden bir alışkanlık hâline getirmişiz. Demokan bu sohbetlerdeki potansiyeli fark edince, ki bunu daha önce düşünememiş olmamıza bayağı hayıflandı, bu sohbetleri podcast’e çevirmeyi teklif etti. İsmi bile bulmuştu. Biz özellikle korku türü üzerine çalıştığımız için, kaynak bulmakta ne kadar zorlandığımızı düşününce, böyle bir yayının konuya ilgi duyanlar için gerçekten yararlı olabileceğini düşündük ve hemen işe koyulduk. Böylelikle her çarşamba buluşup kayıt almaya ve sonrasında da yayınlamaya başladık.

D: Bir yandan benim TV programcılığı damarımın kabarması, bir önce çalıştığım projede ses montajının inceliklerini öğrenmiş olmam ve fikirlerimizin en ekonomik şekilde en geniş kitlelere ulaşabilmesi için de elimizin altında internet diye bir mucizenin olması Gerisi Hikâye Korku Konuşmaları’nın gerçeğe dönüşmesine ön ayak oldu. Üçümüz de zaten bilgiye duyduğumuz bitmez tükenmez bir açlık ve merakla neredeyse tüm boş vaktimizi araştırıp, okuyarak geçiriyorduk. Yani artık bu bilgiyi paylaşmanın zamanı gelmişti.

  – Her hafta yeni bir konu bulmak kolay oluyor mu?

isin-beril-tetik

Işın Beril Tetik

B: Üstüne konuştuğumuz türlerin uzantıları sonsuz. Bu yüzden bırakın yeni bir konu bulmayı, hazırladığımız listenin içinden seçmekte zorlanıyoruz diyebiliriz. Listeye her an yeni bir şeyler ekleniyor. Bir konu konuşulup biterken, konuşulacak iki, üç konu listeye yazılıyor. Hâliyle uzadıkça uzuyor. Ama tabi amacımız hiçbir zaman listeyi tamamlayıp programı bitirmek olmadı. Düşünün on küsur senedir zaten bu sohbetler aramızda devam edip duruyor. O yüzden asıl amacımız, gücümüz elverdiğince olabildiğince çok konudan bahsetmek ve konulara dair çoğu detayı kapsayabilmek. 

D: Beril’in dediği gibi ortada bir liste var. Hadi kaydı açıp gülüşmeye başlayalım, sonra da tüm kaydı olduğu gibi internete koyalım tarzında bir podcast değil Gerisi Hikâye. Bedava olduğuna bakmayın, formatını oluşturduğumuz, zamanlamalarını ayarladığımız en önemlisi de program çekimlerine başlamadan önce oturup konuşulabilecek konular listesi çıkardığımız yani kısacası ciddiye aldığımız bir iş.

G: Aslında burada üçümüzün de pek meraklı ve üstüne de korku / kurgu yazarı olması epey işimize yarıyor. Korku kültürü çok geniş bir konu ve biz sadece korku da anlatmıyoruz. Bu nedenle konu sıkıntısı çekmiyoruz diyebilirim.

– Çalışma sisteminiz nedir?

 B: Ben bildiklerimi hatırlamak ve bilmediklerimi de öğrenmek amacıyla programdan bir veya iki gün önce araştırmaya başlıyorum. Çoğunlukla kitap tarıyorum. Kimine sıkıcı görünse de oldukça eğlenceli bir çalışma oluyor. Konunun ana hatlarını kesin olarak çizmeye yardımcı ve elbette bilgi kirliliğini de en aza indirgemiş oluyor.

D: Beril’in çalışkanlığı her zaman beni benden alıyor. Zaten yaptığı onca şeyin arasında programa bu kadar özveriyle hazırlanması bizim kurtarıcımız oluyor. Ben kayıttan bir gün önce öğleden sonra o haftaki konumuz hakkındaki bilgilerimi tazeliyor ve hatalı bir bilgi vermemek için tarihleri, mekânları ya da alıntı yaptığım kişilerin isimlerini not alarak hazırlanıyorum. Kayıtın ardından programın montajıydı, internete yüklenmesiydi gibi işler de Galip ve benim yarımşar günümüzü alıyor tabii.

G: Ben konuşacağımız konuyu incelerken en çok ilgimi çeken ve tercihen de meseleye farklı bir açıdan bakmamı sağlayacak kısımları tespit etmeye çalışıyorum. Yıllar boyu süren bir araştırma ve okuma alt yapımız var. Genelde anlatacağımız konular hakkında bilgi ve fikir sahibiyizdir. Ama tabii ki kayıt öncesinde anlatacağım kısmı oturup çalışmam gerekiyor. Çalışırken çok şey öğrendiğimi de belirtmeliyim. Üçümüzün bakış açısı ve çalışma şekli genelde farklı olabiliyor. Bu da Gerisi Hikâye’ye bir zenginlik getiriyor.

– Dinleyiciler size nerelerden ulaşabilirler?

Dinlemek için sitemizi takip edebilirler: www.gerisihikayekorku.com ve http://www.galipdursun.com/gerisihikaye/ veya Kahramangiller’den bize ulaşabilirler (https://kahramangiller.com) .

– Gelecekte Gerisi Hikâye’ye dair başka planlarınız var mı? Programınıza konuk almayı düşünüyor musunuz meselâ ya da yayını daha farklı platformlara taşımayı?

 B: Elbette planlar hiç bitmiyor. Zaman zaman konuk almayı düşünüyoruz. Bu doğrultuda ilk konuğumuz Seyfettin Efendi serisinin ve Yabani çizgi roman dergisinin yaratıcısı Devrim Kunter‘di. Çizgi Romanlar üzerine güzel bir sohbetimiz oldu.

G: Daha çok insana ulaşmak, ara sıra film gösterimleri yapmak, bir Gerisi Hikâye bölümünü canlı olarak seyircilerin önünde çekmek gibi planlarımız var. Zaman zaman aklımıza gelen şeyleri de programımıza dahil etmeyi seviyoruz. Konuk almak konusunda çok ilerleyemedik zira çok spesifik bir zaman aralığında ve herkese uymayabilecek bir günde çekim yapıyoruz. Bugüne kadar çizgi roman konusunda söyleyeceklerini önemli bulduğumuz Devrim’i konuk olarak aldık.

 – Yakın zamanda aramızdan ayrılan değerli üstat Giovanni Scognamillo’ya adanmış bir ödülü almanın sizleri ne kadar mutlu ettiğini biliyorum. Hem ödülünüzle hem de Gio ile ilgili neler söylemek istersiniz? 

 B: Bu büyük bir onur. Ülkemizde üvey evlât muamelesi gören korku ve fantezi türüne Gio’nun katkıları çok büyük. Bize çok değerli bir miras bıraktı. Bir parça da olsa onun izinden yürüyebilirsek ne mutlu.

G: Giovanni’nin izinden giden, onun araştırma ve referans kitaplarıyla yapmaya çalıştığı türden bir iş yapmaya çalışıyoruz. Programda sık sık onu ve eserlerini, fikirlerini anıyor ve aktarıyoruz. Onun çalışkanlığı, birikimi, görüşleri başından beri ilham veriyor, bize. Aslına bakarsanız,  Giovanni epey büyük bir miras ve omuzlarımıza da büyük bir sorumluluk bıraktı. Elimizden geleni yapıyoruz.

Fabisad’ın ilk defa bu yıl verdiği özel bir ödülü almak bizim için ayrı bir mutluluk oldu diyebilirim. Korkuyu anlatmaya devam etmek için bir sürü sebebimiz var anlayacağınız.

D: Bizler için Giovanni sadece sevdiğimiz, saydığımız bir büyüğümüz ve ülkenin en önemli araştırmacılarından biri değil, aynı zamanda bir kültür demek. Bilgiye duyulan açlık ve ulaşılan bu bilginin, toplumun her kesiminin anlayabileceği bir dille aktarılması görgüsünü biz Giovanni ve onun neslinden öğrendik ve uygulamaktayız.

 – “Kan Güncesi” adlı alt kültür portalında, “Anadolu Korku Öyküleri” kitap serisinde birlikte yer aldınız. Hâlen Yabani Dergi ve Lemur Dergisi’nde öyküleriniz, çizgi romanlarınız yayınlanıyor. Galip’in “Pusova” adlı harika bir öykü kitabı çıktı. Yazmanın hayatınızdaki yeri ve önemi üzerine bir şeyler söylemek ister misiniz?

B: Ben düzenli olarak yazmaya pek çok yazara göre epey geç başladım. Daha önceleri hayal gücümü tamamen tasarıma yönlendirmiştim. Ancak sıkı bir okuyucuydum ve kağıda dökmesem de zihnimde pek çok hikâye vardı. Nihayetinde kendimi hazır hissettiğimde yazmaya başladım ve o günden beri de yazıyorum. Hayatımdaki yerine gelince, artık tasarım ikinci planda, yazmak ise neredeyse bir ihtiyaç hâlini aldı. Tüm rutinimi yazmak şekillendiriyor.

G: Bizler bu programın sunucuları ve yayına hazırlayan araştırmacıları olmadan evvel yazarız. Yazarlık bu üçlünün esas kariyeri, uzmanlığı. 12-13 yıldır birlikteyiz. Birbirimizin dilinden anladığımız gibi birbirimize çok farklı katkılarımız da oluyor. Korku edebiyatı konusunda kalem oynatan, kafa yoran çok fazla insanın olmadığı zamanlardan beri yazıyoruz. Bugün artık bir birikim, bir dil, bir üslup sahibi olduğumuzu söyleyebiliyoruz. Bu yıl çıkan öykü kitabım Pusova, Kan Güncesi, Anadolu Korku ve en son olarak da Gerisi Hikâye’de ortaya koyduğumuz bir yaklaşımı, kendi yarattığımız bir geleneği ortaya koyuyor. Çok renkli, boyutlu ve deneysel ama bir o kadar da karanlık öyküler. Gelişim, araştırmak ve denemek biz üçümüz için vazgeçilmez şeyler.

– Demokan, sen aynı zamanda bir kısa filmci, senarist ve yönetmensin.  Sinemaya dair beklentilerin, hayata geçirmeyi arzu ettiğin projelerin var mı?

demokan-atasoy

Demokan Atasoy

D: Açgözlülüğün, paragözlüğün ve cahil cesaretinin yükselen değer olduğu bir dönemde bu ekibin ürettiği projelerle ne yanlış yer ve zamanda olduğunu ne de boşa kürek çektiğini düşünüyorum. Gerisi Hikâye iki yıl gibi kısa bir sürede internetin potansiyeli için çok az sayıda görünse de, gerçekten ilgili ve bizlerle iletişime geçen parlak, meraklı ve bilgiye aç bir topluluğa ulaştı. Korku sanatları, bilimkurgu ve fantazya konularındaki birikimimiz 100 saate yaklaşan dolu dolu bölümlerle bu ülkenin gelecek nesillerinin hizmetine sunuldu. Bu birikimi, her birimizin sahip olduğu hikâye anlatıcı kimliğimizle birleştirip, edebiyatta olduğu gibi Türk Sineması’nda da yepyeni bir dönemin başlamasına ön ayak olmaya hazırız. Yazdığımız senaryolar çok yakında sinemacıların önünde gezinmeye başlayacak. Tek gereken bu senaryolara hak ettikleri değeri verecek yapımcılar. Senarist ve yönetmen kimliğimle tabii ki sinemayı içermeyen bir gelecek hayal bile edemem. Faka bunca yıllık deneyimin ardından boş vaatlere de karnımız tok tabii. Gerisi Hikâye kalitesini film projelerimizde de görmeye devam edeceksiniz.

 – Bu güzel sohbet için çok teşekkürler. Gerisi Hikâye’nin uzun yıllar devam etmesini umuyor ve tüm çalışmalarınızda başarılar diliyorum. 

GH: Biz teşekkür ederiz. 

kapak-12

 

Orkide Ünsür

 

Röportajı Lemur Dergisi Ocak 2017 sayısından da okuyabilirsiniz.

 

 

 

Advertisements

Tagged: , , , , , , , , , , , , , , ,

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: